Salzburg

Salzburg kısa kısa

Sanat, kültür ve eşsiz bir tarih: Salzburg

Mozart’ın ve Müziğin Sesi’nin şehri olarak geçer.

1997’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Salzburg, Salzach Nehri kıyısında yer alan güzel ve tarihi bir şehirdir. Zengin kültürel tarihi, çarpıcı Barok mimarisi ve nefes kesen dağ manzaralarıyla ünlüdür.

Salzburg, Orta çağdan 19. yüzyıla kadar olan dönemde, Prens-Başpiskopos tarafından yönetilen bir şehir devletiymiş. Bu dönemde gelişen olağanüstü zengin kentsel dokuyu korumayı başarmış. Hem laik hem de dini olmak üzere, çok sayıda etkileyici mimariye sahip binaları bulunuyor. Avrupa’nın dini şehir devletlerinin olağanüstü önemli bir örneğidir.

Salzburg, İtalyan ve Alman kültürleri arasındaki etkileşimde önemli bir rol oynamış ve iki kültürün gelişmesine ve aralarında uzun süreli bir alışverişin oluşmasına neden olmuştur.

Şehir; Barok görünümünün çoğunu İtalyan mimarlar Vincenzo Scamozzi ve Santino Solari’ye borçluymuş.

Eski dönemlerden bu yana birçok zanaatkar ve sanatçıyı cezbetmiş bir şehir.

Salzburg, Wolfgang Amadeus Mozart’ın şehri olması ile de tanınıyor.

2024 Kurban Bayramı tatilinde 2 gün kaldığımız Münih’ten 16 Haziran 2024 pazar akşam saatlerinde trenle Salzburg’a geliyoruz. Burada 3 gece kalacağız. İlk gün Salzburg’u, diğer 2 gün araba kiralayarak etraftaki pitoresk kasabaları gezeceğiz.

Gezi planımız:

1. Gün: Salzburg

2. Gün: Hallstatt – Bad Ischl – St. Wolfgang

3. Gün: Mondsee – Gmunden – Viyana’ya trenle yolculuk

Salzburg

1. Mirabell Sarayı ve Bahçeleri

Sabahleyin ilk işimiz şehirde nehrin karşı tarafına geçmek oluyor.

Mirabell Sarayı ve bahçelerini gezeceğiz. Saray girişi ücretsiz.

Prens-Başpiskopos Wolf Dietrich von Raitenau, 1606 yılında metresi Salome Alt ve 15 çocuğu için Saray’ı (başlangıçta Schloss Altenau olarak adlandırılıyordu) inşa ettirmiş.

Halefi Marcus Sittikus ise yönetime geldiğinde, anne ve çocuklarını saraydan kovuyor ve saraya “Schloss Mirabell” adını veriyor.

Sonunda, Prens Başpiskopos Franz Anton Harrach’ın yönetiminde bölge, Barok bir saray kompleksi olarak yeniden inşa ediliyor.

Beş Oscar sahibi “Müziğin Sesi” sinema tarihinin en başarılı yapımlarından biridir. Filmde başta Mirabell bahçeleri olmak üzere şehrin bazı yapıları set olarak kullanılmış.

Pagasus Çeşmesi’nin olduğu taraftan Saray’a giriyoruz.

Yerde uydu görüntüsü yer alıyor.

Melekler Merdiveni

Buradan Melekler Merdiveni’ne ilerliyoruz.

Beyaz mermer korkuluklu merdivende melekler ve duvar nişlerinde mitolojik Roma heykelleri bulunuyor.

Mermer Salon

Sarayın gezilebilen tek salonu. 

Mermer sütunları, gösterişli tavan freskleri olan salon eskiden Prens-Başpiskopos’un ziyafet salonu olarak kullanılmış. Salonda Mozart konserleri de yapılıyor. Salon ayrıca düğünlere, konferanslara ve ödül törenlerine ev sahipliği yapıyor.

Mozart, babası ve kardeşi ile burada sahne almış.

Mirabell’in geri kalanı günümüzde Salzburg belediye başkanının ve belediye idaresinin ofisleri olarak kullanılıyor.

Mirabell Bahçeleri

Mirabell Bahçeleri, 1690 civarında yeniden şekillendirilmiş. Barok çağın karakteristik temel geometrik biçimi hâlâ mevcut.

Katedral ve Kale’ye doğru hizalanmış olan saray bahçesi çok güzel bir manzara sunuyor.

Pegasus Çeşmesi

Zamanın mutlakiyetçi yöneticileri için Mirabell, gücün simgesiydi. Kahramanlar, tanrılar ve yarı tanrılar ile kendilerini karşılaştırmak için onların heykellerini bahçelerde kullandılar.

Mirabell bahçesinin girişinde dört Borghese Gladyatörü heykeli var.

Dört Element Çeşmesi

Dört tarafta 4 element; Yunan tanrıları heykel grupları eşliğinde simgelenmiş.

Bu hanım da pek güzeldi. Ahh onun da acı ve intikam dolu bir hikayesi var:(

Cüce Bahçesi

Mirabell’deki cüce heykelleri Salzburg başpiskoposu ve misafirlerinin eğlence bahçesiydi. Bir kısmı kaybolan orijinal cüce heykellerinden 17’si hâlâ bahçede korunmakta.

Müziğin Sesi filminde buradan da sahneler var.

Saray ve bahçe gezimizi tamamladık.

Dinlenme ve kahve zamanı. Bizim böreklere benzer böreklerin bulunduğu bir kafe keşfediyoruz: Backwerk Cafe. Burada kahvemizi içiyor, böreğimizi yiyoruz. Yola devam.  

2. Makart Meydanı

Yolumuzun üzerinde bir meydana rastlıyoruz.

Makartplatz; adını 19. yüzyılda doğan ünlü ressam Hans Makart’tan almış.

Meydanın ortasında yeşil alan içinde İngiliz heykeltıraş Antony Cragg’ın “Caldera” isimli modern bir heykeli bulunuyor.

Meydanın etrafında tiyatro binası, Mozart ailesinin eski evi, elektrikli aydınlatmalı ilk otel olan Hotel Bistrol yer alıyor.

Nehrin diğer tarafına yani eski şehir tarafına geçiyoruz.

3. Marko-Feingold Köprüsü

Salzach Nehri üzerinde 1905’te yayalar ve bisikletçiler için inşa edilmiş bu güzel köprü 2001’de restorasyon görmüş. Diğer adı “Aşk Kilidi Köprüsü”dür ve üzerinde sayısız kilit vardır.

Köprüden şehir manzarası.

4. Getreidegasse Sokağı (Tahıl Yolu Sokak)

Salzburg’un dar, sevimli ve en hareketli caddelerindendir. Etrafta birçok heyecanlı, hareketli turist vardı.

Cadde üzerinde Cafe Mozart ve Mozart’ın doğduğu ev bulunuyor.

5. Cafe Mozart

Şehrin en eski kafelerindendir ve dönem dönem sanatçıların popüler toplanma noktası olmuştur.

Kafenin tabelasında Salzburg’un ünlü yöresel tatlarından Salzburger Nockerl‘ın (vanilyalı sufle) fotoğrafı bulunuyor. Efsaneye göre bu yemek, 17. yüzyılın başlarında Prens-Başpiskopos Wolf Dietrich Raitenau’nun metresi Salome Alt (kendisi ve çocukları için Mirabell sarayının yapıldığı kadın) tarafından icat edilmiştir. Suflenin tepelerinin Salzburg’u çevreleyen yamaçları temsil ettiği düşünülüyor. Pudra şekeri serpilerek yenmesi de karla kaplı zirvelere benzetiliyor.

6. Mozart’ın Doğduğu Yer Müzesi

Müze; 1756 yılında bu binada doğan Wolfgang Amadeus Mozart’ın mirasını ve eserlerini korumaya adanmıştır. Müzede sanatçının el yazmaları, enstrümanları ve diğer kişisel eşyaları sergilenmektedir.

7. Eski Pazar Meydanı (Alter Markt)

Meydanın ortasında Aziz Florian (İtfayecilerin koruyucusu) heykeli bulunuyor.

Tomaselli Cafe; Mozart’ın ve sanatçıların sık gittiği çok eski ve şirin bir cafe. Burayı akşam için gözümüze kestirmiştik. Ancak 19 gibi kapanıyor.

Avusturya’nın meşhur Mozartkugeln (Mozart topları) çikolataları.

8. Mozart Meydanı

Ünlü besteci Mozart (1756-1791) bu şehirde doğmuş ve hayatının güzel dönemlerini Salzburg’da geçirmiş. Şehre değer katmış. Doğal olarak adına bir meydan bulunuyor. Meydandaki mevcut heykeli 1842 yılında dikilmiş.

Çevrede bakım çalışmaları vardı.

9. DomQuartier

DomQuartier; Salzburg Prens-Başpiskoposlarının siyasi ve dini gücünün tarihi merkezini oluşturur.

Residenz, Salzburg Katedrali ve St. Peter Manastırı’ndan oluşan müze kompleksi, Salzburg UNESCO Dünya Mirası Alanı’nın Barok kalbidir.

10. Residenz Meydanı

DomQuartier’deki tarihi yapılar bu meydanın etrafında bulunuyor.

Prens-Başpiskopos Wolf Dietrich von Raitenau döneminde inşa edilen 5 meydandan biri olan Residenz Meydanı, ortasındaki Barok çeşmesiyle şehrin en en büyük ve en güzel meydandır. Meydan, İtalyan mimar Vincenzo Scamozzi’nin planlarına uygun olarak inşa edilmiştir.

Müziğin Sesi filmine set olmuş bölgelerdendir.

Meydan, batıda Eski Rezidenz, doğuda süslü çan kulesine sahip Yeni Rezidenz, güneyde katedral, kuzeyde tarihi şehir evleri ile çevreleniyor. Aziz Petrus Manastırı’na ait olan Aziz Micheal Kilisesi de bunun bitişiğindedir.

Meydanda yıl boyunca birçok etkinlik, festival ve konser düzenlenmektedir.

11. Salzburg Katedrali

Katedral, şehirdeki çok sayıda kilise arasında Salzburg’un en önemli kutsal binasıdır. Muazzam kubbesi ve iki kulesiyle, şehrin silüetinde kendine özgü etkileyici bir iz bırakır.

774 yılında bir Roma kasabasının kalıntıları üzerine kurulan kilise 17. yüzyılda, Barok tarzda bugünkü görünümüyle yeniden inşa edilmiş.

Salzburg Roma Katolik Başpiskoposluğunun ana kilisesidir ve şehrin en önemli simge yapılarından biridir.

Salzburg Katedrali besteci Mozart’ın vaftiz edildiği kilisedir.

Buranın akustiği çok iyidir ve bir ücret karşılığında öğlen org konserine katılınabilir. Çok şanslıyız ki org konserine denk geldik. Çok etkileyici idi.

12. Aziz Peter Manastırı

696 yılında kurulmuş olan Avusturya’nın en eski manastırlarından biridir. Zengin tarihi ve kültürel önemi ile 1300 yılı aşkın süredir Salzburg’un manevi ve kültürel yaşamında önemli bir rol oynamıştır.

Manastır; dua ve çalışma hayatını vurgulayan manastır yaşamına dair bir dizi kural olan Aziz Benedict Kurallarını izleyen Benediktin rahiplerinden oluşan bir topluluğa ev sahipliği yapmaktadır.

Manastır Kilisesi 1147’de Aziz Peter’e ithaf edilmiş. İçinde, çarpıcı freskleri, vitray pencereleri ve diğer süslemeleriyle tanınan, güzel Gotik bir şapel olan Mariazeller Şapeli bulunuyor.

Aziz Peter Mezarlığı ve Margaret Şapeli

12. yüzyılda inşa edilen mezarlık pitoresk görünümü ve soyluların Barok mezarlarının bulunduğu yer olarak bilinir.

Aziz Peter Mezarlığı’nın ortasında yer alan Margaret Şapeli bugün bir mezar şapeli olarak hizmet veriyor.

13. Kapitel Meydanı

Salzburg Katedrali’nin yanında yer alan meydan.

Meydanda bulunan yapılar:

Meydanda yer alan çeşmede deniz tanrısı Neptün’ün, üç çatallı asası ile bir heykeli bulunuyor.

Altın Küre: Stephan Strahlhol tarafından yapılan, altın rengi bir kürenin üzerinde, olduğundan daha büyük bir adam heykeli var. Adam Hohensalzburg Kalesi’ne bakıyor. Aynı sanatçı Toscaninihof’ta bir kayanın yüzeyindeki nişe ise gerçek boyuttan daha küçük bir kadın heykeli yapmış. Sanatçı bilinçli olarak bundan daha fazlasının olup olmadığını açık bırakıyor.

Meydanda kaleye çıkmak için kullanılan funikülerin durağı da bulunmakta.

14. Hohensalzburg Kalesi

Hohen: yüksek demek.

Hohensalzburg Kalesi’ne ulaşmanın birkaç yolu var.

Füniküler ile kaleye çıkılabilir.

Ya da füniküler istasyonunun doğusundaki yoldan yukarıya doğru Arnavut kaldırımlı dar bir yolla kaleye gidilebilir. Bu yürüyüş 8-10 dakika kadar sürer.

Kalenin balkonlarına giriş ücretsiz. Ancak kalenin içini ve müzeyi görmek için bilet almak gerekiyor.

Kale; Bir tepenin üzerinde yer alan Orta çağ kalesidir ve şehrin en tanınmış simge yapılarından biridir.

11. yüzyılda inşa edilen kale aynı zamanda Avrupa’nın en iyi korunmuş kalelerinden biridir. Gotik, Rönesans ve Barok gibi mimari tarzların güzel bir karışımını barındırır. Kale; birçok müze ve bina ile çevrili geniş bir avluya sahiptir.

Kaleye funikülerle çıkarken ve çıktıktan sonra şehrin manzarası harika.

Kukla Tiyatrosu

Kalenin avlusu

Kalede soluklanacağınız, bir şeyler yiyip içeceğiniz kafeler de var. Hem de panoramik şehir manzaralı.

15. Hellbrunn Sarayı

Hellbrunn Sarayı’na gitmek için şehir merkezinden 25 numaralı otobüse biniliyor. 15 dakikada saraya ulaşılıyor.

Salzburg’a 5-6 km mesafedeki saray 17. yüzyılın başlarında Salzburg’un Prens-başpiskoposu Markus Sittikus’un yazlık ikametgâhıydı. Kendisi  tuz ve altın madeni sahibiydi. Gece burada kalmaz Salzburg’a dönerdi. O nedenle sarayda yatak odası yok.

Bahçe, Avrupa’daki çoğu saray gibi güzellik adına simetrik hale getirilmek yerine, içinde bulunduğu doğal peyzaj etrafında tasarlanmış. Mağaralar, çeşmeler ve bir tiyatro içeren keyif bahçeleriyle bilinir.

Salzburg’da yapılacak en iyi şeylerden biri burayı ziyaret etmek.

Giriş ücreti 15 euro. Belirli periyodlarla çalışıyorlar. O nedenle girişte biraz beklenebiliyor. Ancak panik yok, içeride her istasyonda istediğiniz kadar kalabiliyorsunuz.

Burası da Müziğin Sesi filmine set olmuş yerlerden.

Kandıran (Sihirli) Çeşmeler

Sarayın en ünlü özelliklerinden biri, ziyaretçileri şaşırtmak ve memnun etmek için tasarlanmış bir dizi gizli su oyunlarıdır. Prens-başpiskopos Markus Sittikus muzipti ve sarayı daha önce hiç görülmemiş bir şaka ve eğlence alanı olarak planlamıştı. Konuklarına şakalar yapmak için parkın her yerinde gizli su jetleriyle donatılmış Hileli Çeşmeler yarattı.

Roma tiyatrosu ve kraliyet masası

Birden yerdeki deliklerden sular geliyor ve ıslanıyorsunuz. Sadece yerden mi? Masanın etrafındaki taş sandalyelerinden de 🙂

Etrafta yüzlerce su jeti ve su sıçratan çeşme var. Sularını fışkırtmak, şakalarını yapmak için yaklaşmanızı bekliyorlar.

Neptün Mağarası

Neptün heykelinin altında hidrolik olarak çalışan germaul (yüz buruşturan); gözlerini devirip, dilini çıkarıyor. Rivayete göre Sittikus’un düşmanları ve kıskananlarına gönderme imiş.

Ayna Mağarası

Dış ve içbükey aynalarla dolu bir mağara. Kişi kendini seyrediyor. Sittikus’un bir bildiği olmalı.

Kabuk Mağarası

Zengin renkli sıvalar, süslemeler ve resimler ile etkisini ortaya koyuyor.

Harabeler Mağarası (Ruins Grotto)

Önceki fotoğrafın arka kısmında harabeler mağarası görülüyor. Yıkım taklidi olan, ziyaretçilerin yön ve denge eksikliğine neden olabilecek bir ortam yaratılmış. Çürümenin maniyerist (gizemli ve garip bir sanat akımı) bir sembolüdür.

Yıldız Göleti

Arkasında Altemps Çeşmesi ve Çeşme Mağarası bulunuyor.

Her an Sittikus şakaları ile karşı karşıyayız.

Küçük Mekanik Tiyatrolar

Yıldız Göleti’nden Prens yolu boyunca yürüyoruz. Hidrolik olarak çalışan 5 küçük mağaranın yanından geçiyoruz. Bu büyüleyici Rönesans su otomatları dünya çapında benzersizdir.

İş başında bir bıçak bileyici

Venüs Mağarası ve Çeşmesi

Küçük mekanik tiyatroların karşısında Venüs bir mağarada durmakta ve çeşmesini gözetlemektedir. Ayaklarının dibinde canlı çiçekler bulunuyor.

Mekanik Tiyatro

Su gücüyle çalışan bu şaheser, 1749-1752 yıllarında yapılmış. Tüm meslekleri ve pazar tezgahları ile küçük bir Barok kasabasının yaşamının ve hareketliliğinin  hoş bir tasviridir. Toplam 163 figür bulunur ve tek bir su çarkı ile çalışır. Bu gösteriye 1753’te hidrolik bir org eklenmiş.

Vee Salzburg maceramız burada bitiyor.